26 Haziran 2009 Cuma

YILLARIN ESKİTEMEDİĞİ TAHMİS KAHVESİNDE MOLA - MENENGİÇ KAHVESİ YADA ÇAYI


Rehberimiz bizi buranın en eski kahvesi olan Tahmis Kahvesine Menengiç kahvesi içmeye götürdü. Kahvede hep bölgenin insanları vardı (hepsi erkekti) sohbet ediyorlar, tavla ya da okey oynuyorlar... Biz çatı katına çıktık. Orası daha tenhaydı. Tarih kokuyordu gerçekten. Kahvelerimizi istedik. Gerçi tadını hiç bilmiyorduk, biraz tereddütlüydük ama buralara gelme amacımız şehirleri tanımak, yöresel yemeklerini tatmak değilmiydi? Şansa kadere dedik. Kahveler geldi çok ağır kokuyordu. Şeker de koysam banamısın demiyordu. Buradaki insanlar alışmış tabi ama bana dediğim gibi ağır geldi. Yarısına kadar içebildim. Menengiç fıstığın işlenmemiş haliymiş. Çokta faydalıymış gerçekten...

Menengiç Ağacı Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu, İç Anadolu ve Akdeniz Bölgesinin dağlık kırsal kesimlerinde ekimi yapılmadan Ekolojik olarak yetişir.Ülkemizin doğal bitki örtüsünün bir parçasıdır. Latincede pistacia terebinthus diye anılan Menengiç ,Yörelere göre Çitlenbik,Çıtlık,Çitemik,Çedene,Bıttım, gibi Farklı isimler almıştır, Menengiç Kahvesi bu ağacın meyvesinden üretilmektedir. Menengiç Kahvesinin içinde kimyasal madde yoktur % 100 doğaldır.

FAYDALARI
Öksürüğü keser,balgam söktürür.,nefes açıcıdır,nefes darlığına iyi gelir, antiseptik özelliği vardır, göğsü yumuşatır,solunum yollarına faydası vardır.Ayak terlemelerini önler ,yaraları tedavi eder,böbrek kumlarının dökülmesine yardımcı olur, ses tellerine iyi gelir,mide ağrılarını dindirir.

HAZIRLANIŞI
Menengiç Kahvesi Türk Kahvesi tarzında ağır ateşte pişirildiği gibi,Hazır kahve tarzında da kullanılabilir. Türk Kahvesi usulü pişirmek için cezveye her fincan için iki çay kaşığı kahve,isteye göre şeker ilave edilip kısık ateşte bir iki taşım kaynatılır.Biraz bekledikten sonra servis yapılır. Hazır ( İnstant ) Kahve usulü hazırlamak için her fincan için bir çay kaşığı kahve iki çay kaşığı kahve kreması, isteğe göre şeker ilave ederek üzerine kaynar su konup karıştırılır.Bu hazırlanış şekli pişirmeye göre daha kolay ve pratiktir.

Keyifli sohbetlerin yapıldığı, memleket sorunlarının tartışıldığı, çaylar yudumlanırken tavla, okey ve kağıt oyunlarının oynandığı Tahmis Kahvesi, eski semt kahveleri gibi; giderek yaygınlaşan kafe kültürüne direnircesine dimdik ayakta kalma mücadelesi veriyor.

Kor olmuş, köz ateşte yapılan çayın yanı sıra, özel olarak yapılan menengiç kahvesi ile bir tutku haline gelen Tahmis Kahvesi, Türkiye’nin en güzel semt kahvehanelerinin tespiti için yapılan bir araştırma sonucunda; turist rehberleri, gezginler, gazeteciler, yazarlardan oluşan büyük jüri tarafından Türkiye’nin en gözde 10 kahvehanesi arasında yer aldı.

Gaziantep, Kozluca Mahallesi, eski buğday arasasının kuzeyinde yer alan Tahmis Kahvesi, Mevlevihane’ye gelir amaçlı yaptırılan dükkanlardan yalnızca bir tanesi. Gaziantep Şer’i Mahkeme Sicil kayıtları, 1635 tarihli vakfiyesi ve Mevlevihane’nin semahane kapısı üzerindeki 1638 tarihli Farsça kitabesinden “Ayıntab Sancak Beyi Türkmen Mustafa Ağa Bin Yusuf” tarafından yaptırıldığı anlaşılıyor.

Tahmis’in kelime olarak kökeni Arapça. Osmanlıca’ya da buradan girmiş. Kelime anlamı, “kavrulmuş ve öğütülmüş kahve satan yer” demek. Tahmis’in sonu “sin” ile biterse, ateşte kızdırıp kavurma – kahve kavrulan yer – kahve satılan ye anlamına gelir. Eğer sonu “sat” ile biterse, “dövülmüş kahve satan yer” anlamında kullanılır.

Tahmis isminin Kurtuluş Savaşı öncesi, Antep’i işgal eden İngilizler tarafından verildiği konusunda bir söylenti var. İngilizler işgal günlerinde burada konaklamış ve İngiltere’deki “Theimes Nehri” ile bağlantı kurarak buraya kısaca “Tayms” demişler. Ancak, kahvehane müdavimlerinin anlatımlarına göre, kahvehanenin ismi ile İngilizler’in hiçbir bağlantısı yok. Burası işgalden önceki yıllarda da “Tahmis Kahvesi” olarak anılmaktaydı…


Kahvehane, kuruluşundan bugünü dek çok değişik insan topluluklarına ev sahipliği yapmış. Dönemin siyasi, ekonomik, eleştirel sohbetleri burada yapılmış, şairler tarafından “tahmis”ler yazılır, yaşanmış halk hikayelerinin en güzel örnekleri yine burada dinleyicileriyle buluşmuş. Belki de burayı diğerlerine göre ayrıcalıklı tutan, en büyük özelliği fiziksel dokusundan çok, tarihe yaptığı tanıklığı, edebiyatın, musikinin, karagöz gösteri sanatının en güzel örneklerinin sunulduğu mekan olmasıdır.


Tahmis Kahvesi uzun yıllar “Lokuslu Kahvehane”, “Tömbekici Kahvehanesi” olarak da anıldı. Cumhuriyet’in ilan edildiği yıllarda, Halkevi’nden sonra bilinen en büyük salon olması nedeniyle, toplantı salonu olarak da uzun yıllar bir çok olaya tanıklık etti. Yine, bazı kahvehane müdavimleri tarafından uzun yıllar dericilerin mezat salonu olarak da kullanıldığı anlatılanlar arasında. Ancak, kahvehanenin mezat salonu olduğuna dair hiçbir kaynakta doğrulayıcı bilgiye ulaşamadım. Hatta, mezat için getirilecek olan derinin yayacağı koku da düşünülürse, Tabakhane semtinde o yıllardaki “Alaha Kahvesi” ile burasının karıştırıldığını düşünüyorum. Kahvehanenin etrafındaki “zahireci” dükkanlarının bu bölgede yoğunlaşması ve köylünün ürününü buralarda satışa sunduğu da dikkate alınırsa, Tahmis Kahvesinin çok uzun yıllar bugünkü buğday borsasının görevini o yıllarda üstlendiğini söylemek pek de yanlış olmaz diye düşünüyorum.

Örneğin, H. 1277 yılında Antep, Halep valiliğine bağlı bir kaymakamlık iken, Battal Bey’in de bu kahvehaneye geldiği, tömbeki içtiği söylenir. Battal Bey için anlatılan bir de rivayet vardır. Arasa meydanından buğdayı çekip fiyatı yükseltmeye çalışan bir gurup esnafa karşı Battal Bey’in tutumu aradan geçen bunca zamanda dahi halen anlatılır. Battal bey elinde sopasıyla Tahmis Kahvesi’nin çapraz köşesinde bulunan dut ağacına vurarak, sözde dut ağacıyla konuşur. “Sabah gün ağarana kadar bu meydan senin boyunda buğday ile dolmaz ise, bu esnafın kafasıyla bu meydanı doldururum” diyerek, esnafa üstü kapalı bir gönderme yapar. Battal beyin sözleri etkili olur ve gerçekten sabah namazından önce arasa meydanında buğday kömmeleri öbek öbek dizilir. Tahmis Kahvesi’nin içinde bulunduğu meydan o yıllarda Antep’in nabzının attığı, kentin ekonomisinin yön bulduğu alandır.

Kahvehanenin 1640 – 1903 arası dönemde hangi amaçla kullanıldığına ilişkin sağlıklı bir bilgiye ulaşamadım. Ancak, 1903 yılındaki büyük arasa yangınından sonra burası, bir kahvehane olarak günümüze dek gelmiş. Bir asırlık yaşam hikayesinde bazı değişikliklere uğrasa da Tahmis, özünü korumayı başarmış. kaynak :
http://www.gaziantep.net/

2 yorum:

Eylem dedi ki...

menengiç kahvesini duydum ama içmek hiç kısmet olmadı.

Prima Rima dedi ki...

Teşekkürler.