20 Şubat 2009 Cuma

KISIR

En sevdiğim alternatiflerden biridir Kısır. Sevmeyen varmıdır bilmiyorum. Çayın yanında kek, hamur kızartması ve kısır da varsa değmeyin keyfime. Bu sefer Annem alışılmışın dışında yoğurarak yaptı ve çokta güzel oldu. Ellerine sağlık Annecim...


Malzemeler:

3 su bardağı ince bulgur
Sıcak su


Biber salçası
Tuz
Limon suyu
Taze yeşil soğan
1 adet kuru soğan
Kıvırcık
Maydanoz
1 tatlı kaşığı Kırmızı biber
1 tatlı kaşığı Sumak

Yapılışı :
Geniş bir kabın içine ince bulgur ve isteğe göre biber salçası konur. Azar azar sıcak su ilave edilerek, bulgur yumuşayıncaya kadar iyice yoğurulur. Baharatlar eklenir. İnce ince doğradığımız taze ve kuru soğan, kıvırcık, maydanoz da konularak karıştırır. Servise yakın limon ve zeytinyağda eklenerek afiyetle yeniiir... (İsteğe göre kornişon turşu ve nar ekşisi de eklenebilir.)

BOLU-ABANT GÖLÜ

2008 yılının kasım ayında 1 haftalık iznimizde Abant'a gitmiştik. Yaz tatilleri bana yorucu gelir hep. Bir koşuşturma, bir telaş içinde geçiyor yaz tatilleri :) .. Ama bu kış tatiline bayıldım. Hiç bir koşuşturma yok.. Çok güzeldi... Benim ve eşim için iyi bir dinleme, oğlumuz için de oyun tatili olmuştu...

Biraz geç oldu ama birkaç tane fotoğraf yayınlamak istiyorum... Herkese hayırlı cumalar ve iyi tatiller...






Bu fotoğraflar Mudurnu yolu üzerinde çektiklerim






Aşağıdaki fotoğrafı dönüşte yolda çektim. Bolu Tünelini çıktıktan hemen sonra.


19 Şubat 2009 Perşembe

ATEŞ DİKENİ

Ateş dikeni (Lat. Pyracantha), Gülgiller familyasına ait, yaz kış yeşil kalan çalılardandır. Meyveleri halk arasında "Köpek Elması" olarak da bilinir.
3 metreye kadar boylanabilir. İnce uzun ve oval yaprakları vardır. Salkım şeklinde sarımtrak ve beyaz çiçekler açar. Dikenli bir çalıdır. Koyu kırmızı, kırmızı turuncu ve sarı renkli, üzüm salkımı şeklinde meyveleri olur. Ilıman yerleri sever. Bol ışığa, az suya ihtiyaç duyar. Üzerinde geliştiği toprakta çok besin öğesi aramaz. Bahçelere tek başına ya da gruplar halinde dikilebilir. Ayrıca çit oluşturmak için de kullanılır. (kaynak:tr.wikipedia.org/wiki)

KAMELYA

Kamelya Asya kökenli, sert ve hep yeşil yapraklı ağaççık yada çalı türünde bir bitkinin çiçeğidir. Kamelyanın iri beyaz çiçekleri vardır.

Pembe, kırmızı çiçekli olan kamelyalarda vardır. Kamelyanın çiçekleri burgu yapraklarının çanakyaprağı, çanakyapraklarının taçyaprağa dönüşmesiyle katmerlenir. Dayanıklı olmakla birlikte kardan korunması gereken bu bitkiler asit topraktan hoşlanır. Kamelyalar bol su isteyen bitkilerdendir. En fazla 1, 1.5 metreye kadar uzarlar. Kimi yabani türlerden özellikle C.japonica dan bir çok çeşidi ve kültivarı elde edilmiştir. C.chinensis, thea sinensisle eş anlamlıdır ve kurutulan yapraklarından çay elde edilir. Melez kamelya ve asil kamelya an çok bilinen türleridir.


Daimi yeşil yapraklı bitkiler bahçelerin, balkonların hatta saksı bitkilerinin temel taşıdır. Pek çoğumuz fazla uğraşmamak ve uzun dönem yeşili görebilmek için bu tip bitkilere sahip oluyoruz. Oysa çalılardan kamelyalar da daimi yeşil ama bu özelliğinin yanı sıra mükemmel çiçek de açıyorlar.Doğada esas bulunan kamelya Uzakdoğu’da yetişen Camelia Japonica‘dır. Sonradan bu bitkiden laboratuarlarda otuza yakın tür geliştirilmiştir. Yalın kat, katmerli, beyaz, pembe, kırmızı, karışık renkli örnekleri de vardır. Kamelyanın tomurcuklan da çiçekler kadar ilginçtir, kocaman!
Kamelya yarı gölgeli özellikle sabah güneşi almayan, poyraza kapalı ortamlarda iyi gelişebiliyor. Yazın fazla sıcak, kurak olmayan, rutubetli, özellikle ormansı asitli topraklarda yetişiyor.



Bitkinin sulanma şekli de çok önemli. Sabah erken saatlerde ya da akşam güneş battıktan sonra tüm bitki ıslatılarak yağmurlama şeklinde sulanmalıdır (her gün değil!).BAKIM 4 cm. ile 15 cm. arasında değişen büyüklükte açan çiçekler, açmadan önce, eğer üst gövde kuru kalırsa tomurcuklarda böceklenme oluşuyor ya da yapışkan hastalık oluyor. Bu da çiçeklerin yarım açarak dökülmesine sebep oluyor. Ayrıca bu dökülmenin sebebi besin ihtiyacından da olabilir.Kamelyalara her sene ilkbaharda potasyum ve özellikle demir bazlı gübreler verilmesi gerekiyor. Açelyalar için satılan kestane toprakları, özel torflar kamelyalar için de kullanılabilir (kamelyalar, gardenyalar, manolyalar, açelyalar, ortancalar, begonyalar hep aynı tip toprağı severler). Eğer zemin toprağınız kireçli ve ya killiyse biraz uğraşmanız lazım. Toprağa bol yaprak çürüğü, çam iğneleri, kum kükürt, gazete kâğıdı karıştırmanız gerekiyor.Kamelyaları renkleriyle doğru kullanırsanız eğer, ligustrum çiti gibi temiz görünümlü tipik bitki duvarı elde edebilirsiniz. Çit işinin püf noktası doğru zaman budamada! Kamelyalar çiçekleri geçtikten sonra budanır (fazla gerekmiyorsa da budanmaz). Kesilen dalları asla atmayın. Köklendirme tozuna batırıp ufak bir saksıya dikin, yeni fideleriniz olsun.

18 Şubat 2009 Çarşamba

BiR TEBESSÜM HiKAYESi

Küçük kız, hüzünlü bir yabancıya gülümsedi. Bu gülümseme adamın kendisini daha iyi hissetmesine sebep oldu. Bu hava içinde yakın geçmişte kendisine yardım eden bir dosta teşekkür etmediğini hatırladı. Hemen bir not yazdı, yolladı.
Arkadaşı bu teşekkürden o kadar keyiflendi ki, her öğle yemek yediği lokantada garson kıza yüklü bir bahşiş bıraktı. Garson kız ilk defa böyle bir bahşiş alıyordu. Akşam eve giderken, kazandığı paranın bir parçasını her zaman köşe başında oturan fakir adamın şapkasına bıraktı.
Adam öyle ama öyle minnettar oldu ki... İki gündür boğazından aşağı lokma geçmemişti. Karnını ilk defa doyurduktan sonra, bir apartman bodrumundaki tek odasının yolunu ıslık çalarak tuttu. Öyle neşeliydi ki, bir saçak altında titreyen köpek yavrusunu görünce, kucağına alıverdi.
Küçük köpek gecenin soğuğundan kurtulduğu için mutluydu. Sıcak odada sabaha kadar koşuşturdu. Gece yarısından sonra apartmanı dumanlar sardı. Bir yangın başlıyordu. Dumanı koklayan köpek öyle bir havlamaya başladı ki, önce fakir adam uyandı, sonra bütün apartman halkı...
Anneler, babalar dumandan boğulmak üzere olan yavrularını kucaklayıp, ölümden kurtardılar...Bütün bunların hepsi, beş kuruşluk bile maliyeti olmayan bir tebessümün sonucuydu.
MUTLU BİR GÜLÜMSEYİŞİN YERİNİ HİÇ BİR ŞEY TUTAMAZ..

YUMURTALI ISPANAK


Merhaba arkadaşlar. Bu ıspanağı yapalı çok oldu ama yayınlama sırası anca geldi... Ispanağın bu halini daha çok seviyorum ben. Yumurta ve ıspanağın muhteşem buluşması :) İki faydalı şey bir arada....

Malzemeler:

1/2 kilo ıspanak
1-2 adet orta boy soğan
Sıvıvıyağ
Yumurta
Pulbiber

Yapılışı:

Ispanaklar bol su ile yıkanıp doğranır. Orta boy bir tencerede sıvıyağ ve yemeklik doğranmış soğanlar bir güzel kavrulur. Soğanlar ölmeye başlayınca doğranmış ıspanaklarda onlara eşlik etmeye başlar. Tuz ilavesi ile kavurma işlemi devam eder ıspanaklar suyunu salıp çekene kadar. Son olarak bu muhteşem lezzete yumurta kırılır ve tencerenin kapağı kapatılarak yumurtanın beyazlarının pişmesi beklenir... (Sarısı rafadan gibi olacak, sevenler için tabi). Pulbiber ile süslenir.. Afiyet ve sağlık olsun.....

13 Şubat 2009 Cuma

İKİ HİKAYE BİRDEN

Önemli Olan Vermektir..
Yıllar önce hastanede çalışırken, ağır hasta bir kız getirdiler. Tek yaşamşansı, beş yaşındaki kardeşinden acil kan nakli idi. Küçük oğlan aynı hastalıktan mucizevî bir şekilde kurtulmuş ve kanında o hastalığın mikroplarını yok eden antikorlar oluşmuştu. Doktor durumu beş yaşındaki oğlana anlattı ve ablasına kan verip vermeyeceğini sordu. Küçük çocuk bir anduraksadı. Sonra derin bir nefes aldı ve
'Eğer kurtulacaksa, veririm kanımı' dedi.
Kan nakli yapılırken, ablasının gözlerinin içine bakıyor ve gülümsüyordu.Kızın yanaklarına yeniden renk gelmeye başlamıştı, ama küçük çocuğun yüzü de giderek soluyordu...
Gülümsemesi de yok oldu. Titreyen bir sesle doktora sordu :'
Hemen mi öleceğim ?'
Ufaklık, doktoru yanlış anlamıştı, ablasına vücudundaki bütün kanı verip, öleceğini düşünüyordu.
Ölmeyi bile göze almıştı.
Size Hizmet Edenleri Hep Hatırlayın...
Bir pastanın üç otuz paraya satıldığı günlerde 10 yaşında bir çocuk pastaneye girdi. Garson kız hemen koştu... Çocuk sordu:
'Çikolatalı pasta kaç para ?'
'50 Cent.'
Çocuk cebinden çıkardığı bozukları saydı. Bir daha sordu:
'Peki, Dondurma Ne Kadar ?'
'35 Cent.' dedi garson kız, sabırsızlıkla.
Dükkanda yığınla müşteri vardı ve kız hepsine tek başına koşuşturuyordu. Bu çocukla daha ne kadar vakit geçirebilirdi ki...Çocuk parasını bir daha saydı ve
'Bir dondurma alabilir miyim, lütfen ?' dedi.
Kız dondurmayı getirdi. Fişi tabağın kenarına koydu ve öteki masaya koştu. Çocuk dondurmasını bitirdi. Fişi kasaya ödedi. Garsonkız masayı temizlemek üzere geldiğinde, gözleri doldu, birden. Masayı sanki akan gözyaşları temizleyecekti.Boş dondurma tabağının yanında çocuğun bıraktığı 15 Cent'lik bahşiş duruyordu..

MİLFÖY ÇUBUKLARI

Milföy... Eminim herkesin zor anlarının kurtarıcısı, tatlısıyla tuzlusuyla.. Bunlar da tuzlu kurtarıcılar.. (Milföylere halk kahramanı muamelesi yaptım galiba:)).. Bu çubukları ilk kez oğlumun doğum gününde denedim. Ya acemiliğime geldi, ya da tarifin öyle olması gerekiyordu, ya da son dakikada yapmış olmamdan kaynaklandı bilemiyorum ama bana biraz sert olmuş gibi geldi.. Arkadaşlar aranızda yapan olursa veya yapmış olanınız varsa durumu bildirirseniz sevinirim...

Malzemeler:

8 adet milföy
3-4 diş sarımsak
Pul biber
Kekik

Yapılışı:

Sarımsaklar ezilir, pul biber ve kekikle karıştırılır. 2 adet milföy üst üste konur. Merdaneyle biraz inceltilir. Milföylerin üzerine sarımsaklı karışımdan sürülür. 2 cm kalınlığında şerit şeklinde kesilir ve iki ucundan tutularak burgu yapılır. Yağlı kağıt serilmiş tepsiye dizilir ve altı üstü kızarana kadar pişirilir..
Not: Çubukların üzerine yumurta sürülmediği için üstü biraz az kızardı. Bende altları kızarınca çubukları ters çevirip biraz daha pişirdim. Üzerine belki çok az yumurta sarısı sürülebilir... Afiyet olsun..

12 Şubat 2009 Perşembe

SEN YOKTUN...

Günler güz yaprakları gibi birer birer dökülürken ayaklarımın dibine, ben her gece karanlığa dikip gözlerimi senin aydınlığını bekledim.Sen yoktun...
Binlerce adim attım bu kentin sokaklarında. Her köşeyi, her parkı, her ağacı ezberledim. Sevdaya bulanmış her kaldırım taşında senin adini aradım. Sen yoktun...
Evlerin duvarları birer birer üzerime yıkıldı. Her bir hücremin acısını ta yüreğimde hissederken beni enkazın altından çekip alacak elini aradım. Sen yoktun...
Özlem şarkılarını ezberledim. Kimini bağıra bağıra, kimini fısıltıyla söyledim. karanlığa haykırdım hasretimi. Sesimi duyacaksın diye bekledim.Sen yoktun...
Senden gelecek bir tek haberi bekledim. Saatler asırlar gibi geldi, geçmedi.Çalan her telefonu yüreğimin deli bir çağlayana donen atışlarıyla açtım.Senden başka duyduğum her seste hep ayni hayal kırıklığını yaşadım.Onlar beni duymak istiyordu, bense seni.Sen yoktun...
Seni aramaktan yorgun düşmüş bedenimi karanlığın kucağına uzattım her gece.Bir an önce sabah olsun diye uykunun beni çekip almasını istedim. Olmadı.Kaç gece sabahı ettim gözlerimi kapamadan, Kaç gece merdivendeki ayak seslerini dinledim gelen sensindir diye.Sen yoktun...
Her yağmurla birlikte hüzün de yağdı bu kentin üzerine. Bulutlar yalnızlığın işaretiydi benim için. Beni ıslatan yağmur Olmadı. Ben senin özleminle sırılsıklamdım her mevsim. Hayat merhaba dedi bahara çiçek çiçek. Uzun kıştan sonra gelmez dediğim göçmen kuşların donuşunu gördüm.Sen yoktun...
Her istasyon her otogar adresim oldu. Bir trenden inersin sandım.Otobüslerdeki her yolcuya sensin diye baktım. Ya da yolculuklara vurdum kendimi. Kimsenin uğramadığı köylere, adi duyulmamış kasabalara gittim. Senden bir iz aradım.Sen yoktun...
Denizin sonsuz maviliğine umut bağladım. Kıyılarda tükettim bekleyişlerimi.Hep sensiz gemiler geçti limanlardan. Ben gemicilerin hasret türkülerine eslik ettim.Sen yoktun...
Gözümden bir tek damla yas akmadı. Onlar sana aitti, sana kalmalıydı.Kimselere söyleyemedim acılarımı. Bekleyişimin öyküsünü kimselere anlatamadım.Nice fırtınalar koptu yüreğimde. Dalgalar dövdü hayallerimi. Sığınacak bir liman, yaslanacak bir omuz aradım. İçimi dökecek bir insan aradım.Sen yoktun...
Her gece ay paramparça oldu. Her gece yıldızlar birer birer duştu sokaklara.Yıldızları saçına takip gelmeni bekledim. Ayı avucunda bana getirmeni bekledim. Ve bir güneş gibi doğup aydınlatmanı bekledim bu kapkara dünyamı.Ama...Sen yoktun...

ÇAN ÇİÇEĞİ


Rhodochiton atrosanguineum. Hızlı büyüyen, olağanüstü güzellikte, Haziran ayında çiçeklenmeye başlayarak don mevsimine kadar çiçek vermeyi sürdüren bir bitkidir.
Şemsiye biçimli fuşya-pembe çanağı, renkleri siyahi/mordan koyu kırmızıya kadar değişen, 5cm çiçeklere sahiptir. Güneş alan pergolalar, verandalar ve duvarlar için uygundur.







• Yıllık Tırmanıcı Bitki
• Tohum ekimi kış sonundan ilkbahar başına dek yapılır.
• Bol güneşli alanları tercih eder.
• Yaz ortasından ilk dona kadar çiçek açar.
• Yükseklik 3mTohum ekim talimatları:Kış sonundan ilkbahar başına dek, kaliteli torfun içine üzerini örterek ekin. Torfun nemli fakat ıslak olmadığından emin olun ve genelde 12-40 gün alan çimlenme sonrasına kadar polietilen bir torba içerisinde 15-18˚C sıcaklık aralığında tutun.Yetiştirme talimatları:8cm’lik saksılara sığacak kadar büyüdüğünde yerini değiştirin ve daha soğuk koşullarda büyütün. Son olarak 13cm saksılara yerleştirin. Donma riskini önlemek amacıyla açık havaya ekmeden önce 10-15 gün boyunca yavaş yavaş dış koşullara göre iklimlendirin, birbirinden 23cm uzaklıkta olacak şekilde derin, nemli, hafif zengin bir toprağa ekin. Farklı bir biçimde, 20cm’lik saksılara yerleştirin ve saksıları sonbaharda çiçeklenecekleri soğuk seraya taşıyın.

TAVUKLU SALATA


Akşam yemeklerimiz salatasız olmaz. Bazı zamanlar işten geldikten sonra yapmaya üşensemde bir bakmışım yine de masada yenmeye hazır bir salata var:) Yeni tatlar denemeyi sevdiğim için markette tanıtımını yaptıkları hazır tavuklardan aldım ve salatama koydum. Bizim hoşumuza gitti. Yemeğin yanında güzel bir lezzet oldu. Afiyet olsun...

Malzemeler :

Roka
Kıvırcık
2-3 adet çeri domates
1 adet kırmızı biber
Mısır
1 adet Konserve tavuk (yarısını kulandım)

Üzeri için :

Sıvıyağ, nar ekşisi